MASUMİYET Hakkında…

Standard

by Christian Schloe

by Christian Schloe

 

Sezen Aksu ‘fado’ gibi, insanın kılcal damarlarını ince ince sızlatan bir şarkı yapmıştır Murathan Mungan’ın şiirinden; ESKİDEN Çook Eskiden…

‘Eskiden’ sözcüğünün geçtiği tüm şiirlerde bir geçmişe dönüş arzusu olur. Ama bu sözlerin daha derinine inildiğinde asıl özlem duyulanın geçmiş değil, masumiyet olduğunu fark ediyor insan.

Bu şiir içimizdeki küçücük bir odada bacaklarını göğsüne çekmiş oturan o terk edilmiş çocuğa ağlıyor.

”İçimizde”, çünkü o çocuk ‘dış dünya’ dediğimiz alanda yeri olmayan bir varlık…

”Dudağımızın Üzerindeki Süt İzi” gibi davranıyoruz masumiyetimize; toplum içine çıkmadan önce komik görünmemek için siliyoruz.

Çünkü biz masumiyetimizi hayat içerisinde anlamlı ve yararlı kılmayı bilemiyoruz. Bu yüzden de onu sandıklara kapatıp, üstüne kilitler vurup, günü tabiri caizse ”Sokak İnsanı” kimliğimizle yaşıyoruz.  Sonra da bazı akşamlar, eskileri yad etmek için masumiyetimizi masaya oturtup, onunla iki tek atıyor, omzunda ağlıyoruz…

Ve herkese ”ASLINDA İYİ BİR İNSAN” olduğumuzdan bahsediyoruz…

”Aslında İyi Bir İnsan Olmak” buğulu ve kaçamağa müsait bir kavramdır… Ve zaman ”aslında ne olduğumuz” hakkında artık kimseyi, hatta kendimizi bile kandıramadığımızı fark etme zamanıdır!

Biz ne olmak istediysek onu olamadık… Daha ziyade ne için çaba gösterdiysek onu olduk. Biz neyin bedelini ödemeye hazırsak, onun sahibi olduk. Ne bir eksiğinin ne bir fazlasının…

Masumiyet bize başlangıç için verilmiş bir hediyeydi.

Biz – çalışkanlık, sabır, özveri, kararlılık, alçakgönüllülük, tok gözlülük, özüne güven, hayata saygı, diğerlerinin haklarına ve tercihlerine özen -gibi faziletlerle etrafını saramadığımız için, MASUMİYETİMİZİ koruyamadık.

Mihnetten kaçtık, nimete odaklandık!

Ve eski güzel günleri anlatan hüzünlü şarkılar dinleyince de, hep başkalarını suçladık; bize fırsat vermeyenleri, yolumuza taş koyanları, kötü örnek olanları, ağır-tahrik edenleri…

Beğendiğimiz özlü sözleri, ele-güne yolladık e-postalarla. Ama hayatımızın bu özlü sözlere ne kadar uyduğuna hiç bakmadık… Dünyanın ve el-alemin ne durumda olduğunu, içimizdeki çocuğun ne hissettiğini filan bir yana bırakıp, havamıza, cebimize, keyfimize… yani AYNEN İŞİMİZE BAKTIK!

Göğe bakmalıydık oysa…

Uçsuz bucaksız göklerin ihtişamı altında ne kadar küçük ama ne kadar anlamlı durduğumuza bakmalıydık.

İçimizdeki masum çocuğu elinden tutup sokağa çıkartmalı, ona hayatı her şeye rağmen sevmeyi ve her şeye rağmen doğru bildiğini yapmayı, vicdanına uygun gelen yolu seçmeyi öğretmeliydik.

O zaman bu kadar incitmezdi bizi şarkılar. O zaman kalbimizi elimize alıp gururla yürüyebilir ve düşsek de kalkıp yola devam etmeyi, KAYBOLDUĞUMUZ YOLLARDA KENDİMİZİ BULMAYI başarabilirdik.

Belki de hala çok geç değildir…

RUHUN NEFESİ BİZİMLE OLDUĞU SÜRECE ASLA GEÇ DEĞİLDİR.

Çağatay Can Eren’e ”hatırlattığı” için teşekkür ederim 🙂

2 thoughts on “MASUMİYET Hakkında…

  1. Yüreğine sağlık Juno.. İşin duyusal kısımlarını es-pas geçiyorum.. ama ölene kadar vaktimiz var tabiki.. Ve hayat kıymetini bilelim diye kısa..

    Bedel ödeyin diyen şu cümlelerini alıp kaçıyorum, çünkü arkama bakınca büyük bi gerçeklik: “Biz ne olmak istediysek onu olamadık… Daha ziyade ne için çaba gösterdiysek onu olduk”

    Sevgiyle..

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s