KALBİN YOLU’nu SEÇMEK Hakkında

Standard

by Marco Ortolan

by Marco Ortolan

İnsan RUH’tandır… Ama bu dünyadaki varlığı NEFS ile kaimdir. Ve görevi nefsine RAĞMEN ruhunun çektiği yöne gitmektir.

Nefs, ruh ile bütünlüğünü pekiştirmek için yürüdüğü bu yol boyunca, arzunun tuzakları kadar, aklın tuzaklarına da düşecektir. Ve en doğrusunu ya da en zevklisini yapmaya çalışırken, bir çok kez kendini ”an itibariyle” çıkışsız görünen bir dipte bulacaktır.

Her dip, bir deneyimdir…

Düşeriz ve önce en zor iş olan ”herşeye rağmen kalkmayı” öğreniriz… Çıkış yolu ise, düştüğü yerden kalkmaya cesaret edene minik uyaranlarla buldurulur 🙂

İnsan düşmemeyi öğrenmeye çalışır…

Gelgelelim yanılgılarımız, çekincelerimiz, zaaflarımız, yüzleşmekten kaçındığımız arka bahçe hayaletlerimiz, gidip gidip tufasına daldığımız duygu çukurlarımız vardır… Ve bunlar, BEKLENMEDİK OLAYLARI birer ”dirayet sınavı”na dönüştürürler.

Bizi boşa düşüren beklenmedik durumların ”dolduruşuna” gelmek, maksadı aşan tepkiler vermek, önceliklerimizi unutarak davranmak, geçmiş deneyimlerle sağlanmış bilgileri elimizin tersiyle itip YİNE ve YENİDEN ”bizi boşuna oyalayacak” işlere meyletmek, haksız olduğumuz konularda dürüst bedeller ödemek ve yolumuzu düzeltmek yerine inkara başvurmak, ya da gördüğümüzü görmemezlikten gelip ”güvenli zannettiğimiz” alanları savunmak, bir anlık seçimdir. Ve nefs aldığı derslere rağmen, seçim anında bizi ters köşeye yatırabilir.

”Niye uğraşıyor ki hayat bizimle bu kadar?” diye sorarız kendimize çoğu kez 😀

Hayatın derdi elbette bizi ”düşürmek” değildir! Aksine düşmeye yatkın olduğumuz yerleri fark ettirip, böyle deneyimlerde uygun adımlar atarak ”ortadaki kuyunun yanından geçmeyi” ya da ”düşsek de yine ayağa kalkıp aslanlar gibi yürümeyi” öğretmeye çalışır.

İnsanın en büyük kusuru, hataya yatkınlık değil BENLİK’tir…

Zira hatadan korkmak bazen ataleti – yani durgunluğu ve verimsizliği – beraberinde getirir. Hata yapmaktan utanmak ise, bazen hatayı kabul etmemeye ve düzeltmek için çaba göstermek yerine hatada ısrar etmeye yol açar.

İŞTE EN BÜYÜK TUZAK VE EN DÖNÜLMEZ HATA BUDUR!

Hayatın bizi denediği yollarda, arada bir ayak sürçmek, çukura düşmek, ve biraz da mahcup olmak doğaldır 😉 Bu mahcubiyet, samimiyete, cesarete ve gayrete engel olmamalıdır!

Fark etmek, itiraf etmek, yüzleşmek, kendimize ve başkalarına karşı insaflı olmak, adaleti kaybetmemek, cesur ve dürüst adımlarla yola devam etmek ve gelen değişimi göğüslemek, bizi her türlü beladan korur… BAZEN DE UMMADIĞIMIZ ÖDÜLLER GETİRİR!

Düştüğü yerden kalkmak yerine dibin derinine inmeyi ve yolu tersine yürümeyi tercih edenler de vardır. Bunlar ”kayıp yollara” giren ve zordan öğrenmeyi tercih edenlerdir.

Zor’un karanlığını deneyimleyenin, geri dönüşü daha çok emek ister. Ama büyük de bir aydınlık yaratır! Sırf bu aydınlığa vesile olmak için, karanlığı deneyimlemeyi seçen yolcular dahi vardır…

”Desperado”lar yani ”kayıp yolların kayıp adamları” bir gün ummadıkları bir şansla karşılaşırlar… Karşılaştıkları durumun mutlaka bir ödülü ve bir bedeli vardır. Ve hayat onlara ”Şimdi Ne Yapacaksın?” diye sorar… Bu ödül ve istenen bedel karşısında takındığımız tavırdır ASIL SINAV SORUSU!

Kalbimizin karanlığı seçtiği zamanlarda bile ödemeyi istemeyeceği bedeller, girmek istemeyeceği yollar vardır. Dünyevi olarak ”kazanç gibi görünen ama bizi karanlığın daha derinine çeken” seçeneğe gitmemek, bizi yeniden aydınlığa çıkartır.

Kısacası, ”Kalbinin Yolu’nu” kaybetmeyen kimse aslında kayıp değildir… Sadece kim olduğunu unutmuştur ve ”kim olmadığını anlayıp kendi seçimiyle ışığa dönsün” diye bir süreliğine yanlış yollara bırakılmıştır 😉

Ve EVE DÖNMEK daima çok güzeldir…

Desperado … Kayıp Yollara Düşmüş Bir Adam Hakkında çok güzel bir şarkıdır. Orijinal Eagles yorumu yerine Johnny Cash’in karanlığı da aydınlığı da görmüş sesinden dinlemek daha iyi olabilir.

5 thoughts on “KALBİN YOLU’nu SEÇMEK Hakkında

  1. Yani evrim devam ediyorsa , İnsanlaşma enerjisi başladğından beri devam ediyordur demektir.Sanki tarihle olan son imtihanmıza geldik gibi.Nefs.

  2. Küçükken buz pateni öğrendim. Düşmemeye çalışıyorsun sürekli. Sonra düşe düşe düşmeyi öğreniyorsun. Sonra daha güzel kaymak için daha iyi kaymak için denerken artık düşmekten korkmuyorsun. O hareketler canın yanmadan çıkmaz. Düşmekten hep korkarsan dümdüz kayarsın. Sıkıcı olur.

  3. Kısacası, ”Kalbinin Yolu’nu” kaybetmeyen kimse aslında kayıp değildir… Sadece kim olduğunu unutmuştur ve ”kim olmadığını anlayıp kendi seçimiyle ışığa dönsün” diye bir süreliğine yanlış yollara bırakılmıştır

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s